Mersinli Türk Düşes Hande Macit gelin olma, anne olma, tahtın ikinci varisini dünyaya getirme ve bebeğinin Türk ismini ilk kez Patronlar Dünyası’na anlattı

Edanur AKTÜRK AYKOL’un özel haberi…

Mersinli düşes Hande Macit’in hayatı, nasıl düşes olduğu, dünyaya getirdiği oğlunun nasıl prens olduğu, hanedanlık hayatı merak konusu oldu. Bizler de Patronlar Dünyası olarak kendisiyle yaşanan tüm bu süreci konuştuk…

AŞK TESADÜFLERİ SEVER

Eşiniz ile nasıl tanıştınız? Her yerde okuduk tanışma hikayenizi aslında bir de sizden duymak isteriz.

2019 yılında bir arkadaşımın The Hague şehrinde düzenlediği davete katıldım. Arkadaşım, Alexander’ın o sıralar Hollanda’da üniversitede okuyan kardeşi ile tanışıyormuş ve onu da davet etmiş. Alexander ise tesadüfen tam da o günlerde kardeşini ziyaret ettiği için davete o da eşlik etmiş. Davette yanıma gelip sohbet etmeye başlamasıyla da tanışmış olduk.

Aileniz ve arkadaşlarınız bu kararınızı nasıl karşıladı?

Hem ailem hem arkadaşlarım için öncelik Alexander’ın nasıl biri olduğunu öğrenmek ve birbirimizle olan uyumu görmekti. Onu tanıdıktan sonra bütün kararlarımızı desteklediler.

“KRALİYET AİLESİ KADAR YOĞUN VEYA KATI DEĞİL”

Eşiniz nasıl biri? Bizlere bir iki cümleyle nasıl anlatırdınız?

İyi kalpli, sevgi dolu, alçakgönüllü ve sakin biri; sesini yükselttiğini henüz hiç duymadım. Bir de doğa bilimlerine aşırı düşkündür; bu konuda çok şey bilir ve bilgilerini paylaşmayı sever.

Kraliyet ailesine gelin gitmek nasıl bir duygu? Güzel yanları, zorlukları, avantajları, dezavantajları neler?

Taşıdığı tarihi ve kültürel değer açısından çok özel bir duygu. Bildiğiniz üzere Almanya artık monarşi ile yönetilmiyor; yani Alman kraliyet aileleri yönetimden ziyade temsili değer taşıyor artık. Ben bu durumdan gayet memnunum; çünkü kurallar yine her ne kadar var olsa da yönetimdeki bir kraliyet ailesi kadar yoğun veya katı değil. Örneğin yılın 365 günü önceden planlanmış değil; kendime ve aileme de rahatça istediğim gibi vakit ayırabiliyorum ve yine de zevkle yerine getirdiğim temsili görevlerim de var.

Kraliyet konulu dizilerde, filmlerde genelde aileye katılan bireylerin alışmakta güçlük çektiği kraliyet gelenek ve görenekleri göze çarpar. Sizi zorlayan bir gelenek ya da rutin oldu mu?

Zorlayan değil ancak halen geliştirmem gereken şeylerin başında aile tarihini ve resmi protokolleri daha detaylı öğrenmek var diyebilirim.

“OĞLUMUZUN İLERİDE AİLENİN BAŞINA GEÇECEK OLMASI HEM ANNE HEM DE TÜRK OLARAK BENİ HEYECANLANDIRIYOR”

Allah bağışlasın bir oğlunuz oldu. Aynı zamanda tahtın ikinci varisi. Bu sizi heyecanlandırıyor mu?

Çok teşekkür ederiz. Oğlumuzun ileride ailenin başına geçerek binlerce yıllık bir Avrupa değerini temsil edecek olması beni hem bir anne hem de bir Türk olarak heyecanlandırıyor 🙂 Dilerim iki zengin kültürün ona katacağı geniş vizyonla güzel bir şekilde temsil eder.

KÜÇÜK PRENSİN 9 İSMİNDEN BİRİ TÜRK: HAN

Oğlunuzun ismini nasıl belirlediniz? Siz Türkçe bir isim koymak da istemiş miydiniz? Türk ismi koymak isteseydiniz ne koymak isterdiniz?

Oğlumuzun toplamda dokuz tane ismi var; bilinen ilk üç ismi Georg Leopold Borwin, biz ise günlük hayatta sadece Leopold’u kullanıyoruz. Öğrendiğim kadarıyla ailenin geleneklerine göre ilk doğan erkeklerin ismi her zaman Georg ile başlar ve aile üyelerinin 7 ila 9 kadar isimleri vardır. Leopold hem benim yıllardır beğendiğim bir isim hem de diğer isimleri gibi ailenin tarihi ile bağlantılı bir seçim. Türkçe ismi ise es geçmedik: Oğlumuzun isimlerinden bir tanesi Han 🙂

Eşinizin ailesi size nasıl yaklaşıyor? Sizi ilk tanıdıklarında nasıl tepki verdiler?

Eşimin ailesinin çevresinde hiç Türk olmadığı için Türkleri ilk defa ben ve ailemle tanımış oldular ve ilk tanıştığımız andan itibaren cana yakın davrandılar. Alexander’ın babaannesi Habsburg ailesinin mensubu, yani Alexander’ın babası yarı Macar diyebiliriz. Macarlar ve Türkler de birbirine yakın kültürler olduğundan dolayı sanırım, bize yakınlık duyuyorlar.

Yaşadığınız bölgede Türk arkadaşlarınız var mı? Ya da Türkiye’deki arkadaşlarınız ile hala görüşüyor, onları Hollanda’da ağırlıyor musunuz?

Rotterdam’daki arkadaşlarımın çoğu farklı milletlerden, maalesef burada çok fazla Türk arkadaşım yok. Türkiye’deki arkadaşlarımla sık sık görüşüyorum ve evet Hollanda’da onları zevkle ağırlıyorum.

“6 ŞUBAT DEPREMLERİNDE GÜNLERCE HATTA AYLARCA AĞLADIM”

6 Şubat’ta ülkemizde meydana gelen depremlerde Mersin de ufak da olsa etkilenen illerdendi. Merkez üssü Hatay’a da çok yakın. Bir yakınınızı kaybettiniz mi? Depremi ilk duyduğunuzda neler hissettiniz?

Öncelikle depremde yakınlarını kaybeden herkese başsağlığı dilerim; ülkece çok çok büyük bir acı yaşadık. Bu haberi uzaktayken almak da çok zor oldu çünkü annemler Tarsus’ta yaşıyor, birçok arkadaşım da Hataylı. 6 Şubat’ta sabaha karşı arkadaşlarımla olan Whatsapp gruplarımıza gelen mesajlarla depremden haberim oldu. O anda başımdan aşağı kaynar sular döküldü, bir süre yerimden kıpırdayamadım ve sonrasında yıkımları görünce günlerce (hatta aylarca) ağladım. Çok şükür ben hiçbir yakınımı kaybetmedim ancak maalesef bazı arkadaşlarım aile üyelerini, arkadaşlarını kaybetti.

“ÖNCE ABİMLE YOĞURT ŞİRKETİ KURDUK”

Hollanda’ya okumak için gitmiştiniz. Eğitiminiz devam ediyor mu ya da mezun oldunuz mu, çalışıyor musunuz?

2014 yılında Rotterdam School of Management’ta üniversite eğitimimi tamamladım. Ardından önce çok uluslu şirketlerde çalıştım sonrasında ise ağabeyim Kerem ile Corona zamanlarına kadar devam ettirdiğimiz yoğurt şirketimizi kurduk. Son 1-2 yıldır ise Hollanda’da/Avrupa’da şirket kurma ve kariyer planlama üzerine danışmanlık yapıyorum. 2024’ten itibaren de Hollanda ve Almanya’ya yönelik iş ve eğitim amaçlı gelmek isteyenler için network gezileri planlamayı düşünüyorum.

Bir düşes olarak gün içinde neler yapıyor, günü nasıl geçiriyorsunuz? Bize bir gününüzü anlatır mısınız?

Bu aralar bütün günlerimi tamamen yenidoğan oğluma ayırıyorum 🙂 Normalde ise günlerim tek tip değil, sürekli değişkenlik gösteriyor. Genel olarak bazı günlerime yansıyan, düşeslik kimliğimle alakalı aktiviteler arasında mektuplara cevap vermek (kraliyet ailelerinin yakın takipçileri, tarih tutkunları, kimi zaman ise farklı kraliyet aile mensupları halen çoğunlukla mektup yollayarak bizlere ulaşıyor) ve aileyi temsilen etkinliklere katılmak var. Örneğin (Hollanda Kralı’nın dedesi de Mecklenburg Dükü olduğu için) bu ay içerisinde Hollanda Kraliyeti’nin özel sanat koleksiyonlarını görmek üzere davet edildik. Bebeğimiz büyüdükçe bu tarz aktiviteler tekrar günlük hayatımızda yerini daha çok almaya başlayacak.

NEDEN TÜRK PRENS HAN’IN FOTOĞRAFI YOK

Eminim neden bebek prensin fotoğrafının olmadığını merak etmişsinizdir. Hande hanımla yaptığım röportaj sonrası bir türk geleneğidi olarak annesine mi yoksa babasına mı daha çok benzediğini öğrenmek için kendisinden bebeğin fotoğrafını rica ettim. Hande hanım bana Mecklenburg-Strelitz Dükalığı’nın resmi bir fotoğraf yayınlamadan kendisinin de yayınlayamayacağını belirtti. Bu nedenle minik Prens Han’ın henüz bir fotoğrafı yok.

patronlardunyasi.com

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

xxx