‘Etki ajanlığı’ düzenlemesi: İktidar neden gerek duydu, muhalefet niçin sakıncalı buluyor?

Ayşe Sayın
Ankara

AKP’nin Meclis’e sunmayı planladığı 9. Yargı paketine son biçimi verilmedi, ancak Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanan taslak metinde yer alan ve “etki ajanlığı” başlığıyla gündeme gelen düzenleme tartışma yarattı.

Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) “devlet güvenliği ile ilgili belgeleri elinde bulundurma suçu”nu düzenleyen 339. Maddesine “diğer faaliyetler” başlığı ile eklenen taslağı iktidar partisi “yeni tip ajanlık faaliyetiyle mücadele” gerekçesine dayandırıyor.

Ancak muhalefetten isimler, metindeki muğlak ifadeler ve kapsadığı alanın net olmaması gerekçeleriyle düzenlemenin yeni bir “cadı avı” dönemi başlatabileceğini savunuyor.

Taslak metin neyi öngörüyor?

İktidar partisi 9. Yargı Paketi’ni ay sonunda veya Haziran ayı başında Meclis’e sunmayı planlıyor.

Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanan teklif taslağı üzerinde Meclis grubu çalışmalarını sürdürüyor.

Teklifte yer alan ve kamuoyunda “etki ajanlığı” olarak nitelendirilen bir maddeyle TCK’nın 328. Maddesinde tanımlanan “casusluk” ve 339. Maddesinde düzenlenen “Devletin güvenliği ile ilgili belgeleri elinde bulundurma” suçlarına ek olarak yeni bir suç tanımı yapılıyor.

Teklif taslağında TCK 339. Maddesine “A” bendi olarak “diğer faaliyetler” başlığı altında eklenen düzenlemede, “Devletin güvenliği ile iç veya dış siyasal yararları aleyhine yabancı bir devlet veya organizasyonun stratejik çıkarları veya talimatı doğrultusunda gerçekleştirilen bazı fiillerin” cezalandırılması öngörülüyor.

Düzenleme kapsamında Türk vatandaşları, kurum ve kuruluşları ya da Türkiye’de bulunan yabancılar hakkında araştırma yapan veya yaptıranlar hakkında 3 yıldan 7 yıla kadar hapis cezası öngörülüyor.

Suçun savaş, savaş hazırlıkları sırasında veya milli güvenlik açısından stratejik öneme sahip birimlerde görev yapanlarca işlenmesi ise ceza artırıcı neden olarak sıralanıyor.

Taslakta gerekçe nasıl ifade ediliyor?

Maddeyle “devletin iç veya dış siyasal yararına yönelik olarak gerçekleştirilen bazı faaliyetlerin cezalandırıldığı” ifade edilerek, “siyasal yarar” tanımı yapılıyor:

“Bu kapsamda iktisadi, mali, askeri, milli savunma, kamu sağlığı, kamu güvenliği, kamu düzeni, teknolojik, kültürel, ulaştırma, haberleşme, siber alan, kritik altyapılar ve enerji gibi diğer yararlar da Devletin iç veya dış siyasal yararları kavramı içinde kabul edilecektir. Dolayısıyla bu gibi yararlar aleyhine gerçekleştirilen faaliyetler de suçun konusunu oluşturabilecektir.”

Suçun oluşması için failin, yabancı bir devlet veya organizasyonun stratejik çıkarları veya talimatı doğrultusunda hareket etmesi, bu yabancı organizasyonun Türk hukukuna göre kurulmamış olması koşulu aranıyor.

Söz konusu suç iddiasıyla ilgili savcılıklar soruşturma başlatabilecek, ancak yargılama sürecini de içeren kovuşturma yapabilmek için Adalet Bakanlığı izni aranacak.

AKP: Yeni tip ajanlık için mücadele

İktidar partisi taslağa henüz son noktayı koymadı. Hatta yarı paketi içine konulup konulmaması da tartışıldı.

Ancak son anda bir değişiklik olmazsa etki ajanlığı düzenlemesinin teklife girmesine kesin gözüyle bakılıyor.

AKP; bir düzenlemeye neden gerek duyulduğu sorusunu, “yeni tip ajanlığa karşı mücadele” yanıtını veriyor.

TCK’da yer alan “casusluk” suçunun teknik olarak bilgi ve belge üzerinden işlenebilen bir suç tipi olduğunu; günümüzde ise farklı tekniklerle casusluk kavramı içinde kalabilecek suçların işlenebildiğine işaret ediliyor.

Hatta “bazı ülkeler ve organizasyonların bu yeni tekniklerle başka ülkelerde operasyon yapabildiği” belirtilerek, düzenlemenin Türkiye’nin de böyle operasyonlara maruz kalmaması için caydırıcı bir önlem olarak getirildiği ifade ediliyor.

Bu konuda, “devletin güvenliğine ilişkin gizli kalması gereken bilgileri casusluk maksadıyla zincirleme biçimde açıklamaktan” yargılanan Metin Gürcan davası örnek gösteriliyor.

Hakkında, “devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askeri casusluk amacıyla zincirleme biçimde temin etmekten” 35 yıl hapsi istenen Gürcan’ın bu suçtan beraat ettiği, sadece “Devletin güvenliği ve siyasal yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri temin etmek” suçundan 5 yıl ceza aldığına işaret ediliyor.

MHP’ye göre ‘fon alanlar, hibe yiyiciler’ etki ajanı

Düzenlemeye destek veren MHP ise düzenlemenin uluslararası fonlar ve hibelerden yararlanan bazı kuruluşları hedef aldığını açıklıyor.

Düzenlemeyi eleştirenlere sosyal medya hesabından yanıt veren MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız ülke dışından “hibe” alıp, “etki ajanlığı” yapanların suç kapsamına alınacağına işaret etti:

“Ülke dışından hibe alan, karşılığında etki ajanlığı yapan, yabancı bir gücün çıkarlarını gözeten her türlü ‘hibe yiyici’ kişi ve kurumun bu yasa teklifini desteklemesini milli menfaatlere uygun açıklama yapmasını zaten beklemiyoruz.”

Muhalefet temkinli ve tepkili: Cadı avına yol açar

Muhalefet ise yeni getirilecek düzenlemenin “cadı avına” dönüşebileceği konusunda tepkili.

Teklifin bu haliyle yasalaşması halinde, gazetecilerin, sivil toplum örgütlerinin, araştırmacıların kolaylıkla “etki ajanı” ilan edilip tutuklanabileceği ifade ediliyor.

Tartışmaları yakından izleyen CHP, bu haliyle gelmesi halinde geçmemesi için mücadele etmeyi, yasalaşırsa da Anayasa Mahkemesi’ne taşımayı planlıyor.

Ancak düzenlemenin bu haliyle Meclis’e gelmemesi için de muhalefet milletvekilleri şimdiden iktidarı uyarıyor.

CHP’nin gazeteci kökenli isimlerinden Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer’e göre de düzenleme yeni bir “cadı avı” süreci başlatabilir.

Düzenlemede “Türkiye aleyhine propaganda yapanlar”ın cezalandırılacağının öngörüldüğünü belirten Çakırözer, “Ancak bu ‘kara propaganda’ nasıl tanımlanacak, sınırları ne olacak bilinmiyor. Amaçları gazeteciler başta olmak üzere sivil toplumun, muhalefetin sesini kısmak” görüşünü dile getirdi.

Bu düzenlemenin 9. Yargı Paketi’nden çıkarılmasını isteyen Çakırözer, geçen yıl getirilen “dezenformasyon” yasasını anımsatarak, iktidarın teklifi bir kez daha gözden geçirilmesini istedi.

“Görüyoruz ki geçen yıl çıkarılan sansür yasası yetmemiş; gazetecileri, yurttaşları cezalandırdığınız yetmemiş; şimdi, yine muğlak, belirsiz tanımlamalarla etki ajanı damgası vurup düşüncesi, ifadesi, yazısı nedeniyle milyonların sesini kısmak istiyorsunuz. Amacınız asla ajan yakalamak falan değil. Gazeteciyi, eleştirel aklı, muhalefeti, kendinden olmayanı baskıyla susturmak.

“Haber, film, tez, akınıza gelen bilginin bütün biçimlerini etki ajanlığına sokarak karartmak istiyorsunuz. Yapmak istediğiniz cadı avından farklı değil. Bu tehlikeli düzenlemeden derhal vazgeçin. Bu düzenlemeyi taslaktan çıkarmadan yargı paketini Meclise getirmeyin.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

xxx